İçeriğe geç

Güncel oranlar

  • Yasal faiz %31 yıllık
  • TTK 1530 geç ödeme %43 yıllık
  • TCMB avans faizi %39,75 yıllık
  • Gecikme zammı %3,7 aylık

İslami Bankacılık Nedir? Temel İlkeler, AAOIFI ve IFSB Standartları

İslami bankacılık; faiz (riba), aşırı belirsizlik (garar) ve kumar (maysir) yasaklarına, varlığa dayalılık ve kâr-zarar paylaşımına dayanan bir finans modelidir. Temel ilkeler, AAOIFI ve IFSB standartları, dünyadaki ve Türkiye'deki gelişimi ile eleştiriler tarafsız biçimde ve tarihleriyle aktarılır.

  • HazırlayanTemerrüt Editörlüğü
  • Güncelleme
  • Okuma8 dakikalık okuma

Kısaca

İslami bankacılık, finansal işlemleri faiz (riba), aşırı belirsizlik (garar) ve kumar (maysir) yasaklarına, varlığa dayalılık ve kâr-zarar paylaşımı ilkelerine göre düzenleyen bankacılık modelidir. Getiri, paranın zamanla kendiliğinden artmasına değil; ticaret, kiralama ve ortaklık gibi gerçek bir ekonomik faaliyete ve onun riskine bağlanır. Türkiye’de bu alan mevzuatta “katılım bankacılığı” ve “faizsiz yöntemler” adlarıyla geçer; ayrıntılı tanım için Katılım Bankası Nedir? yazısına bakabilirsiniz. Bu yazı finansal çerçeveyi ve tarihçeyi tarafsız aktarır; dinî hüküm vermez.

Temel ilkeler nelerdir?

IMF’nin 2015 tarihli genel bakış çalışması, İslami finansın üç ilkeye dayandığını özetler:

  • Hakkaniyet ilkesi: Önceden belirlenmiş ödemeler (riba) yasağının gerekçesi, finansal işlemde zayıf tarafı korumaktır. Aynı ilke, sözleşmedeki belirsizlik ya da kazancın belirsizliği biçimindeki aşırı belirsizliği (garar) de yasaklar; taraflar sözleşmeden önce bilgi vermekle yükümlüdür.
  • Katılım ilkesi: Faizsiz finansman, sermayenin ödüllendirilmediği anlamına gelmez. “Kazanç risk almayla gelir” kuralına göre getiri, zamanın geçmesiyle değil, risk üstlenmeyle elde edilir ve varlığın ya da projenin performansına göre sonradan belirlenir.
  • Mülkiyet ilkesi: “Sahip olmadığını satma” kuralı, işlemden önce varlığa sahip olmayı gerektirir. Bu yüzden İslami finans “varlığa dayalı finansman” olarak anılır.

IMF’nin aktardığına göre bunlara ek olarak tütün ve uyuşturucu, alkol, domuz ürünleri, kumar (maysir), spekülasyon, pornografi ve silah gibi alanlar ahlaki gerekçelerle yasak kapsamındadır. Aynı çalışmaya göre “borç” (ödünç) kavramı yalnızca karşılıksız ödünç (karz-ı hasen) için kullanılır; diğer araçlar kredi değil, finansman yöntemi olarak adlandırılır ve kâr-zarar paylaşımlı, paylaşımsız ve ücret esaslı olmak üzere üç gruba ayrılır. Bu sözleşmelerin nasıl işlediği için Katılım Sistemleri Nasıl Çalışır? yazısına bakın.

AAOIFI ve IFSB standartları ne işe yarar?

İslami finans kuruluşlarının dünya genelinde aynı dili konuşabilmesi için iki uluslararası standart koyucu kuruluş öne çıkar:

KuruluşMerkezNe yapar?Başlangıç
AAOIFI (İslami Mali Kuruluşlar Muhasebe ve Denetim Kurumu)BahreynFinansal raporlama için muhasebe, denetim ve Şer’î standartlar yayımlar1991’den beri standart yayımlıyor
IFSB (İslami Finansal Hizmetler Kurulu)MalezyaDüzenleyici ve gözetim otoriteleri için ihtiyatlı düzenleme standartları ve rehber notlar yayımlar2002’de kuruldu

IMF’nin verisine göre Nisan 2015 itibarıyla AAOIFI 88 Şer’î, muhasebe ve yönetişim standardı, IFSB ise 17 düzenleyici ve ihtiyatlı standart ile altı rehber not yayımlamıştı. Aynı çalışma, Bahreyn, Katar, Sudan ve Suriye düzenleyicilerinin AAOIFI standartlarını İslami finans kuruluşları için zorunlu kıldığını belirtir. Yani bu standartlar, bir ülkenin düzenleyici otoritesi benimsemedikçe doğrudan bağlayıcı değildir. Sayılar 2015 tarihlidir; standart sayısı o tarihten sonra arttığı için güncel durum kuruluşların kendi yayımlarından izlenmelidir.

Dünyada nasıl gelişti?

DönemGelişme (kaynak: IMF, 2015)
1960’ların başıMısır’da Mit Gamr İslami Tasarruf Kuruluşları, faiz içermeyen getiri sunan ilk modern denemelerden biri oldu.
1975İslam Kalkınma Bankası kuruldu; bundan kısa süre önce ilk büyük İslami ticari banka olan Dubai İslam Bankası kurulmuştu.
1977Sudan’da Faysal İslam Bankası ve Kuveyt’te Kuveyt Finans Evi kuruldu.
1980–1984Pakistan 1980’de hukuki çerçeveyi kâr paylaşımlı, Şeriat’a uyumlu finansman şirketlerine izin verecek biçimde değiştirdi; İran Ağustos 1983’te faizsiz bankacılık yasası çıkardı; Sudan 1984’te bankacılığını Şeriat’a uyumlu hale getirmeye başladı.
1991’den itibarenAAOIFI standart yayımlamaya başladı.
2002IFSB kuruldu.

Sektörün büyüklüğü için iki tarihli veri vardır. IMF, küresel İslami finans varlıklarının 2014 ortasında 1,9 trilyon ABD dolarına, 2014 sonunda yaklaşık 2 trilyon dolara ulaştığını belirtir ve bu varlıkların İran, Malezya ve birkaç Körfez ülkesinde yoğunlaştığını ekler. IFSB’nin Mayıs 2025’te yayımladığı istikrar raporuna göre ise sektör varlıkları 2024’te 3,88 trilyon dolara çıktı ve bir önceki yıla göre %14,9 büyüdü. İki kaynağın kapsamı ve yöntemi farklı olabileceği için rakamlar doğrudan karşılaştırılırken dikkatli olmak gerekir.

Türkiye’de nasıl yer alıyor?

Türkiye’deki hukuki çerçeve şöyle sıralanabilir:

  • 16.12.1983: 83/7506 sayılı Kararname ile özel finans kurumlarının kurulmasına izin verildi. Kurumlar bu Kararname ile Hazine Müsteşarlığı ve TCMB tebliğlerine göre çalıştı.
  • 17.12.1999: 4491 sayılı Kanun’la özel finans kurumları 4389 sayılı Bankalar Kanunu hükümlerine tâbi kılındı; uyum için iki yıllık geçiş süresi tanındı.
  • 19.10.2005 (RG 01.11.2005, S.25983 mükerrer): 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kabul edildi ve özel finans kurumları katılım bankası adını aldı. Kanun’un 3. maddesi katılım bankası, özel cari hesap, katılma hesabı ve katılım fonunu tanımlar.
  • 5411 sayılı Kanun m.77: Katılım bankalarının faizsiz yöntemlerle yapabileceği faaliyetlerin usul ve esaslarını belirleme yetkisi BDDK Kuruluna aittir (madde 20.02.2020 tarihli 7222 sayılı Kanunla bugünkü hâlini aldı).
  • 19.12.2025 (RG S.33112): Katılım Esaslarına Uyum Tebliği yayımı tarihinde yürürlüğe girdi ve 14.09.2019 tarihli önceki tebliğin yerini aldı. Tebliğe göre katılım esaslarını, Türkiye Bankalar Birliği, TKBB ve Finansal Kurumlar Birliği’nin oluşturduğu yedi üyeli Merkezi Danışma Komitesi belirler; her katılım finans kuruluşu ayrıca yönetim kuruluna bağlı, en az üç üyeli bir danışma komitesi kurar ve bu komite merkezî ilke ve standartlara aykırı karar alamaz.

Türkiye’deki düzenleme AAOIFI ya da IFSB standartlarını doğrudan zorunlu kılmaz; esaslar Merkezi Danışma Komitesinin ilke ve standartlarıdır. Dinî açıdan, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun fetva sayfalarında iki ayrı cevap yer alır. Vadeli mevduata ilişkin cevapta (15.09.2020) Müslümanların faizli mevduata bilerek ve isteyerek para yatırmaması gerektiği belirtilir. Katılım bankalarından alınan kâr payına ilişkin cevapta (19.12.2018) ise müşareke, mudarebe, murabaha ve finansal kiralama gibi İslam’ın genel mali ve ticari ilkelerine uygun işlemlerle çalışılması hâlinde kâr payının caiz olduğu, kâr payı oranlarının faiz oranlarına yakın veya eşit olmasının işlemi faize dönüştürmediği; bu ilkelere aykırı, faize dayalı işlemler yapılması hâlinde ise caiz olmayacağı ifade edilir. Bu yazı, o görüşlerin kapsamını yorumlamaz; kendi kararınız için ilgili otoritenin metnine bakmanız gerekir.

Aynı rakam, farklı hukuki yapı: murabaha örneği

İslami finansın en çok kullanılan sözleşmelerinden biri murabaha, yani maliyet artı kâr satışıdır. IMF’nin aktardığına göre murabahadaki beklenen getiri genellikle geleneksel kredideki faizle aynı seviyededir; fark işlemin hukuki yapısındadır. Murabahada banka malı önce satın alır, sonra müşteriye satar ve ödeme vadeye yayılır. IMF’nin özetlediği genel ilkeye göre sözleşme imzalandıktan sonra finanse edilen tutar, alıcının kasıtlı olarak ödemeyi reddetmesi dışında, gecikme veya temerrüt hâlinde artırılamaz ve ceza uygulanamaz; satıcı ayıplı maldan doğan sorumluluğu üstlenir. Bir ülkedeki uygulamada gecikmenin sonuçları ise sözleşmeye ve o ülkenin mevzuatına bağlıdır.

Örnek (varsayım): banka 600.000 TL’lik bir malı alıp müşteriye 365 gün vadeyle, yıllık %24 kâr oranıyla ve ödemenin vade sonunda tek seferde yapılacağı varsayımıyla satıyor. Aynı tutar yıllık %24 basit faizli bir ödünç olsaydı faiz tutarı sitenin basit faiz hesaplayıcısında şöyle çıkardı:

Mal bedeli:                600.000,00 TL
Kâr (veya faiz), 365 gün:  600.000,00 × %24         = 144.000,00 TL
Toplam ödeme:              600.000,00 + 144.000,00  = 744.000,00 TL

Aritmetik aynıdır; farklı olan hukuki ve sözleşmesel yapıdır: murabahada kâr, satış sözleşmesinde belirlenir ve banka satıcı olarak sorumluluk taşır. Eleştirmenler, getirinin faizle aynı olabilmesini bu modelin “faize benzerliği” olarak tartışır; savunanlar ise işlemin gerçek bir alım-satıma dayandığını vurgular. Hangisinin doğru olduğuna bu yazı karar vermez. Faizin genel işleyişi için Faiz Nedir? yazısına bakabilirsiniz.

Eleştiriler ve açık sorular

  • Standartlaşma: IMF, ürünlerin ülkeler arasında standartlaştırılmasının hâlâ zor olduğunu belirtir (2015).
  • Teverruk: Emtia murabahası (teverruk) birçok yerde bankalar arası finansman ve likidite yönetiminde kullanılsa da bazı yargı bölgelerinde Şeriat’a uygun sayılmaz; Şer’î âlimler arasında tartışmalıdır.
  • Kâr-zarar paylaşımı: İlkesel olarak en özgün biçim ortaklık sözleşmeleridir (müşareke, mudarebe), ancak IMF’ye göre uygulamada ortaklık dışı sözleşmeler daha yaygındır; İslami finansmanın yüzde 70–80’i murabaha biçimindedir (IMF’nin aktardığı 2013 tarihli çalışma).
  • Mevzuata uyum: Türkiye’de katılım esaslarına uyum, 2025 Tebliği ile Merkezi Danışma Komitesi ve kurum içi danışma komiteleri üzerinden kurumsallaştırıldı.

Bir hesabı veya finansmanı değerlendirirken hangi yöntemin kullanıldığını sözleşmeden okumak, bankaların nasıl çalıştığını anlamak için de yararlıdır; mevduat ve katılım bankalarının ortak kurallarını Banka Nasıl Çalışır? yazısında bulabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

İslami bankacılık ile katılım bankacılığı aynı şey mi?

İslami bankacılık dünyada kullanılan genel addır; Türkiye’de aynı alan mevzuatta “katılım bankacılığı” ve “faizsiz yöntemler” olarak geçer. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu (RG 01.11.2005) m.3 katılım bankasını, özel cari ve katılma hesapları yoluyla fon toplayan banka olarak tanımlar; m.77 ise katılım bankalarının faizsiz yöntemlerle yapabileceği faaliyetlerin usul ve esaslarını belirleme yetkisini BDDK Kuruluna verir (madde, 7222 sayılı Kanunla 2020’de bugünkü hâlini aldı).

İslami bankacılıkta faiz neden yasaktır?

IMF’nin 2015 tarihli özetine göre riba, üretken bir faaliyete bağlı olmayan, önceden belirlenmiş artıştır; yasağın gerekçesi zayıf tarafı korumak ve getirinin risk üstlenmeye bağlanmasıdır. Bu yaklaşıma göre getiri, paranın yalnızca zaman içinde beklemesiyle değil, risk alınmasıyla meşrulaşır ve varlığın ya da projenin sonucuna göre sonradan belirlenir. Dinî hükmün ayrıntısı dinî otoritelerin kaynaklarındadır; bu yazı yalnızca finansal çerçeveyi aktarır.

AAOIFI ve IFSB ne yapar?

Bahreyn merkezli AAOIFI, 1991’den beri İslami finans kuruluşları için muhasebe, denetim ve Şer’î standartlar yayımlar. Malezya’da 2002’de kurulan IFSB ise düzenleyici ve gözetim otoritelerine yönelik ihtiyatlı düzenleme standartları ve rehber notlar çıkarır. Standartlar, ülkenin düzenleyici otoritesi benimsemedikçe bağlayıcı olmaz; Türkiye’de katılım esaslarını Merkezi Danışma Komitesi belirler.

İslami bankacılık dünyada ne kadar büyük?

IFSB’nin Mayıs 2025’te yayımladığı İslami Finansal Hizmetler Sektörü İstikrar Raporu’na göre sektörün toplam varlıkları 2024’te 3,88 trilyon ABD dolarına ulaştı ve bir önceki yıla göre %14,9 arttı. IMF’nin 2015 çalışması aynı büyüklüğü 2014 sonu için yaklaşık 2 trilyon dolar olarak veriyordu. Varlıklar İran, Malezya ve birkaç Körfez ülkesinde yoğunlaşır.

Kaynaklar